Güçler Ayrılığı Sınavı: Trump Döneminde FED Soruşturması

Giriş: Siyasi Bir Fırtınanın Anatomisi

Geçtiğimiz hafta, ABD Adalet Bakanlığı’nın (DOJ) Federal Rezerv (Fed) Başkanı Jerome Powell hakkında cezai soruşturma başlatması haberiyle finans dünyası sarsıldı. Bu hamle, Washington’da zaten yüksek olan gerilimi anayasal bir krize dönüştürürken, piyasalarda anında ve sert bir tepkiye yol açtı. Yatırımcılar arasında hızla yayılan “Amerika’yı Sat” (Sell America) hissiyatı, altının ons fiyatını 4.600 doların üzerine fırlattı ve ABD dolarının küresel rezerv para statüsünü sorgulattı.

İlk bakışta Donald Trump ile Jerome Powell arasındaki kişisel bir çekişme gibi görünen bu olay, aslında çok daha derin dinamikleri barındırıyor. Bu kriz, sadece iki güçlü figürün çatışması değil, aynı zamanda merkez bankası bağımsızlığının temellerini test eden, siyasi gücün, kamu algısının ve ekonomik istikrarın iç içe geçtiği karmaşık bir ağın parçasıdır. Gürültünün arkasına bakıldığında, bu krizin bize öğrettiği şaşırtıcı gerçekler ortaya çıkıyor.

Bu makale, bu tarihi çatışmanın en kritik ve etkili üç çıkarımını analiz ederek, bir bina tadilatının nasıl bir anayasal krize dönüştüğünü, halkın Fed algısının neden tamamen kutuplaştığını ve finansal piyasaların neden bu kadar şiddetli bir panik yaşadığını mercek altına alıyor.

——————————————————————————–

1. Bir Bina Tadilatı Nasıl Anayasal Bir Krize Dönüştü?

Krizin merkezinde, Fed’in Washington D.C.’deki tarihi Marriner S. Eccles Binası’nın 2,5 milyar dolarlık tadilat projesi yer alıyor. Adalet Bakanlığı soruşturmasının resmi gerekçesi, Başkan Powell’ın bu projeyle ilgili olarak “yalan beyanda bulunduğu” (perjury) ve “kamu kaynaklarını kötüye kullandığı” iddialarıdır.

Trump yönetimine yakın isimler, özellikle Bütçe Ofisi (OMB) Başkanı Russell Vought, projeyi kamuoyuna “şatafatlı” ve “yasadışı” olarak lanse etti. İddialar arasında “lüks İtalyan mermerleri,” “özel asansörler,” ve “çatı bahçeleri” gibi çarpıcı ve akılda kalıcı suçlamalar bulunuyordu. Buna karşılık Powell, Haziran 2025’te Senato’ya verdiği yeminli ifadede bu iddiaları net bir dille yalanlamış, “Yeni mermer yok, sadece kırılan eskileri değiştiriyoruz. Özel asansör yok, 1930’lardan kalma asansörleri modernize ediyoruz” demişti.

Ancak bu soruşturmanın gerçek hedefi, bir bina tadilatını denetlemekten çok daha fazlasıdır. Federal Rezerv Yasası’na göre, bir Fed guvernörü ancak “haklı neden” (for cause) ile görevden alınabilir. Soruşturma, Trump yönetiminin Powell’ı görevden almak için ihtiyaç duyduğu yasal bahaneyi, yani “görevi kötüye kullanma” (malfeasance) suçlamasını oluşturmak için kurgulanmış bir strateji olarak görülüyor. Bu hamle, sadece kişisel bir husumetin değil, aynı zamanda Fed gibi bağımsız kurumların başkana tam olarak tabi olması gerektiğini savunan “Üniter Yürütme Teorisi” (Unitary Executive Theory) adı verilen daha geniş bir ideolojik projenin parçasıdır. Bu teori çerçevesinde, sözlü saldırılardan adalet sisteminin bir silah olarak kullanıldığı “lawfare” (hukuk savaşı) aşamasına geçilmiştir.

Jerome Powell, 11 Ocak’ta yayınladığı tarihi video mesajında bu durumu açıkça ifade etmiştir:

“Bunlar bahanedir (pretexts). Cezai suçlama tehdidi, Federal Rezerv’in faiz oranlarını Başkan’ın tercihleri yerine halka en iyi hizmet edecek şekilde belirlemesinin bir sonucudur.”

——————————————————————————–

2. Fed’in “Gerçek” Siyasi Duruşu: Halk Neden Tamamen Zıt Düşünüyor?

Trump-Powell çatışması Washington’da alevlenirken, Chicago Üniversitesi Becker Friedman Enstitüsü tarafından yapılan bir araştırma, krizin kamuoyu nezdindeki yansımalarına dair şaşırtıcı ve bir o kadar da endişe verici bulgular ortaya koydu. Araştırma, uzmanların genel olarak siyasi açıdan bağımsız gördüğü Fed’in, halk tarafından tamamen partizan bir mercekle değerlendirildiğini gösteriyor.

Çalışmanın en çarpıcı bulgusu, halkın Fed’in siyasi eğilimine dair algısının, kendi siyasi görüşlerine göre tam bir ayna yansıması olmasıdır:

  • Demokrat eğilimli katılımcıların %66‘sı Fed’in Cumhuriyetçileri desteklediğine inanıyor.
  • Cumhuriyetçi eğilimli katılımcıların ise %60‘ı Fed’in Demokratları kayırdığını düşünüyor.

Araştırma, bu durumu “iç grup” (in-group) ve “dış grup” (out-group) algısı üzerinden açıklıyor. Fed’i kendi siyasi görüşleriyle aynı çizgide (“iç grup”) gören bireyler, kuruma daha fazla güveniyor ve ekonomiye dair daha iyimser beklentilere sahip oluyor. Bu iki grup arasındaki enflasyon beklentisi farkı, tam 2.0 puan gibi oldukça yüksek bir seviyede. Bu, siyasi kutuplaşmanın ekonomik beklentileri ne denli derinden etkilediğinin somut bir kanıtı.

Daha da önemlisi, çalışma bu partizan algının gelecekte nasıl daha da kötüleşebileceğine dair bir öngörü sunuyor. Katılımcılara sorulan bir hipotetik senaryoda, “Trump’ın başkan seçilmesi durumunda,” katılımcıların %84‘ünün Fed’i Cumhuriyetçi Parti ile aynı çizgide göreceği ortaya çıkmıştır. Bu durum, “iç grup” ve “dış grup” ayrımını daha da keskinleştirecek, Fed’in politika iletişimini ve hedeflerine ulaşmasını potansiyel olarak çok daha zor hale getirecektir. Bu bulgu, çatışmanın sadece Beyaz Saray ile Fed binası arasında yaşanmadığını; krizin köklerinin, ekonomik kurumları bile kendi partizan kimliklerinin bir uzantısı olarak gören, derinden kutuplaşmış bir kamuoyuna dayandığını göstermektedir.

——————————————————————————–

3. “Amerika’yı Sat” Sinyali: Piyasalar Neden Panikledi ve Bu Ne Anlama Geliyor?

Powell hakkındaki cezai soruşturma haberinin ardından 12 Ocak 2026 Pazartesi günü küresel piyasalar, nadir görülen bir panik dalgasıyla sarsıldı. Yatırımcıların tepkisi o kadar sertti ki, analistler bu durumu “Amerika’yı Sat” (Sell America) trendinin geri dönüşü olarak tanımladı. Piyasada yaşananlar şunlardı:

  • Altın, ons başına 4.600 doları aşarak tüm zamanların rekorunu kırdı.
  • Gümüş, 85 dolara dayandı.
  • ABD Doları, Euro ve Yen gibi başlıca para birimleri karşısında ciddi değer kaybetti.

Bu paniğin temelinde yatan neden, basit bir siyasi dramadan çok daha derindi. Yatırımcılar, dünyanın en önemli merkez bankasının bağımsızlığının fiilen çökme noktasına geldiğini ve “fiskal dominasyon” altına gireceğini fiyatlıyordu. Korku, Fed’in siyasi baskıyla “enflasyonist bir faiz indirimi” yapmaya zorlanmasıydı. Bu senaryoda merkez bankası, hükümetin bütçe açıklarını finanse etmek için para basar ve bu durum, kontrol edilemeyen bir enflasyon sarmalını tetikler. Bu beklenti, tahvil piyasasında kısa vadeli faizlerin düşeceği ancak uzun vadeli faizlerin gelecekteki enflasyon riskine karşı prim talep ederek yükseleceği (Bear Steepening) paradoksal bir tepkiye yol açtı.

Durumun ciddiyeti, eski Fed Başkanları Ben Bernanke ve Janet Yellen’ın yayınladığı ortak ve tarihi bir bildiriyle daha da netleşti. Bu iki saygın isim, ABD’deki durumu Türkiye ve Arjantin gibi ülkelerdeki tarihsel krizlerle açıkça karşılaştıran şu uyarıyı yaptı:

“Merkez bankaları bütçe açıklarını finanse etmeye zorlandığında, sonuç her zaman yüksek ve kalıcı enflasyon olmuştur.”

Goldman Sachs başekonomisti de durumu özetleyerek, bu soruşturmanın Fed’in bağımsızlığının “namlunun ucunda” (under the gun) olduğunu teyit ettiğini belirtti. Piyasaların verdiği mesaj açıktı: Kurumsal güven, Amerikan ekonomik sisteminin temel taşıdır ve bu taş yerinden oynadığında, tüm yapı sarsılır.

——————————————————————————–

Sonuç: Bir Çatışmadan Daha Fazlası

Trump-Powell savaşı, bize üç temel gerçeği gösterdi: Birincisi, bir bina tadilatı projesinin, daha geniş bir ideolojik proje çerçevesinde nasıl etkili bir siyasi silaha dönüştürülebileceği. İkincisi, ekonomik kurumların tarafsızlığına dair kamuoyu algısının partizan hatlarla ne kadar derinden bölündüğü ve gelecekteki siyasi olaylarla bu bölünmenin nasıl daha da derinleşebileceği. Üçüncüsü ise küresel finans piyasalarının, ABD kurumlarına yönelik güven kaybına ne kadar hızlı, sert ve incelikli bir tepki verdiği.

Bu gelişmeler ışığında akla şu soru geliyor: Yaşananlar, sadece bir başkan ile merkez bankası başkanı arasındaki istisnai bir gerilim mi, yoksa popülist baskıların bağımsız kurumların temellerini sarstığı yeni ve tehlikeli bir dönemin habercisi mi? Cevap, sadece ABD’nin değil, tüm küresel ekonomik sistemin geleceğini şekillendirecektir.

Yorum bırakın